İnfertilite (Kısırlık)

Çevresel toksinlerin Etkisi

İnfertilite (Kısırlık) dünya çapında 70 milyon kişiyi etkileyen bir durum. Nüfusun %9’ unu etkilemektedir. Erkek ve kadın kaynaklı infertilite yarı yarıya oranlardadır.  Genetik mutasyonlardan yaşam tarzı seçimlerine birçok nedene dayandırılmaktadır.  Nedeni bilinmeyen infertilite ise bu grubun % 30’ unu oluşturur. 

Dünya çapında birçok alanda gittikçe artan infertilite vakaları ve özellikle endüstrileşmiş bölgelerde, sağlık sorunları ile doğan bebeklerin sayıları artmaktadır. Araştırmalar açıkça gösteriyor ki; havada, suda bulunan kirlenme, ağır metal maruziyeti, yiyeceklerin kirlenmesi, kullanılan kozmetiklerin içerisinde ki toksik maddeler doğurganlığı birçok yönden etkilemektedir.

Bu toksik maddeler, erkeklerde ki sperm sayısının azalması, kadınların anovulasyon (adet görememe) yaşaması, kaybedilen gebelikler ve bebeğin anne karnında ölmesi gibi sonuçlara yol açıyor.

İnsan doğurganlığı son 60 yılda yarı yarıya azalmış durumdadır.  Örneğin Kuzey Amerika’ da her 7 kişiden birinde infertilite görülmektedir. Bu anlamlı artışta çevresel toksinlerin artmasının temel nedenleri oluşturduğu görülmektedir. Bu durum hem kadın hem erkeği eşit derecede etkilemektedir.

Çevresel toksinler 4 yoldan doğurganlığı etkilemektedir;

  1. Endokrin bozulma,
  2. Kadın doğurganlık sisteminin bozulması
  3. Erkek doğurganlık sisteminin bozulması
  4. Bozulmuş fetal canlılık

Bu hasar sadece doğal doğurganlığı azaltmakla kalmaz, aynı zaman IVF (in vitro fertilizasyon / tüp bebek tedavileri) başarısını da daha az olası hale getirmektedir. En çok etkilendiğimiz doğurganlık bozucular;

  • Organoklorür bileşikleri (klorlu tarım ilaçları, poliklorlu bifeniller ve dioksinler )
  • Bisfenol A (BPA)
  • Organofosfat kalıntıları ve herbisitler (tarım ilaçları)
  • Birçok kimyasal ajan, ağır metal, havayı ve suyu kirleten kimyasallar

Endokrin bozulma

Doğurganlığı bozan kilit yapı, kan şekeri kontrolünde ki bozulmadır. Böylece erkeklerde bel çevresinin genişlemesi (abdominal obezite ve Metabolik Sendrom), kadınlarda ise PCOS olarak adlandırılabilir.

Erkeklerde Tip 2 Diyabet görüldüğünde, % 33 oranında ise hipogonadizm (cinsiyet hormonlarının yetersizliği) eşlik etmektedir. Polikistik Over Sendromu ise  kadınların doğurganlığı önemli ölçüde düşürür ve hamile kalırlarsa gestasyonel diyabet riskini önemli ölçüde artırmaktadır.  Ayrıca gebeliğe bağlı hipertansiyon, preeklampsi, erken doğum ve bebeklerinin yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılması ve bebeğin anne karnında kaybı görülmesi olasılıkları artmaktadır.

 
Kimyasal Maruziyeti ve Doğurganlıkta Azalma 
 
Bir kadının kan seviyesi PCB, hexaklorohexan ve DDT miktarı arttıysa, doğurganlık olasılığı tepetaklak olmaktadır. Ve eğer hamile kaldıysa düşük yapması olasıdır. Çiftçi kadınlarda pestisit kullanılan tarımla uğraşılıyorsa doğurganlığın azaldığını gösteren çalışmalar mevcuttur. En çok etkileyen pestisitler dikamba (%50 azaltıyor), glifosat (%39), organofosfatlar (%25) azaltmaktadır. Kısırlıktan muzdarip çiftlerde bu kimyasalların oranı yüksek olanlar en düşük gebelik ihtimaline sahip çiftleri oluşturmaktadır. 
Sanayide çalışırken kişilerin maruz kalması tahmin edilebilirken, yeraltı suyundan alınan tetrakloroetilen (PCE)’ ler ve bunu içen kişilerin, fark etmeden yaşadıkları bir maruziyettir ve bu kadınlarda meme kanseri veya kısırlığa yol açabilmektedir. 
Klorlu su uygulamasının, çok zararlı etkileri ile karşılaşabilmekteyiz bugün. Bu dezenfeksiyon yöntemi tipik olarak dört trihalometan (THM) bileşiği içerir: kloroform,
bromodiklorometan, klorodibromometan ve bromoform gibi. 
Klorlu su içmek, ölü doğum riski ile artan bir artışla ilişkilidir. Klorlu içilen suyun 
daha küçük bir çocuğu doğurma olasılığı çok daha yüksek ve daha küçük baş çevresi ile ilişkilidir. 
Yüksek BPA seviyelerine maruz kalan kadınların IVF tedavileri %211 oranında başarısız sonuçlanmaktadır. 
Erkeklerde ise pestisit kalıntılı sebze ve meyve tüketiminin (günde 1.5 porsiyon), daha az tüketenlere göre (0.5 porsiyon / gün) yüzde 49 daha düşük sperm sayısı, ve sperm morfolojisinde %32 daha fazla bozukluk olarak sonuçlandığı görülmektedir. 
Ülkemizde 2019 yılında 4 yaşında bir çocuğun ölüm nedeninin tarım ilacı olduğunu düşünürsek bu sonuçlara şaşırmamalıyız. 
 
Ağır Metal Maruziyeti ve İnfertilite 
 
İnfertil çiftlerde ağır metal maruziyetini sıklıkla görüyoruz, ancak tek sorun bu değil, örneğin Hong Kong’ da çok fazla deniz ürünü tüketimi ve dolayısı ile infertilite de artış görülmektedir. 
Amerika’ da 501 infertil çiftle yapılan bir çalışmada kadınlarda Kadmiyum (Cd) seviyeleri, erkeklerde ise kurşun seviyeleri çok yüksek bulunmuştur. Mesleki bir maruziyet olmasa da kan seviyesi 5 ug/dl (normalde 10 ug/dl altında istenir) olan kadınların daha fazla erken düşük ve spontan abortus yaşadığı görülmektedir. 
 
Hava Kirleticiler ve İnfertilite 
Sigara kesin bir kirleticiler ve toksik etkiye sahiptir. Günde 10 taneden fazla sigara içen kadınlarda belirgin bir doğurganlıkta azalma görülmektedir. Sigara birçok ağır metal ve toksin içermektedir. Ölü doğum, erken düşük, ektopik gebeliklere yol açmaktadır. 
Erkekte ise sperm sayısı ve yoğunluğu, hareketliliğini etkilemektedir. İrlanda’ da iş yerlerinde sigara içmenin yasaklanması ile erken doğumlarda %25 azalma görülmüştür. 
Otoyol yakınında yaşayan kişilerin doğurganlık oranları da azalmaktadır. 
Şehirde yaşayan bir erkeğin, kırsalda yaşayana göre daha fazla sperm morfolojisinde problem yaşaması bir tesadüf değil. 
Ayrıca ev mobilyalarında kullanılan alev önleyiciler, seks hormonlarını düşürmekte ve erkek infertilitesine yol açmaktadır. 
 
 
Peki nasıl korunalım; 
 
Endokrin Bozucu Kimyasallar (EBK) ve bulunduğu yerler; reprodüktif sağlığı etkileyen EBK’ lar ve bulunduğu yerler;
 
KimyasalBulunduğu yerler
Bisfenol A/S/FPlastik ürünlerde sıklıkla, teneke kutuların iç yüzeyi, fişler ve parlak yüzeyli kağıtlar,
Fitalatlaresneklik ve dayanıklığı olan plastikler, genellikle oyuncaklar,  ayakkabı, gıda ambalajları, kişisel bakım ürünleri
ParabenKoruyucu ve anti bakteriyel ürünlerde, yiyecekler, kozmetikler, kişisel bakım ürünleri,
Kalıcı Organik Kirleticiler (POPs)Elektrikli cihazlar, endüstriyel yağlayıcı, alev almayan mobilyalar, endüstriyel yan ürünler; kağıt ve metal gibi, yakılan plastikler
Pestisit, herbisit ve insektisitlerBirçok kişinin bahçesinde bulunan ürünler, siz kullanmasanız bile çevreye yayılıyor ve ticarileşmiş tarımda kullanılıyor
Ağır metaller (Alüminyum, Arsenik, Kadmiyum, Krom, Kurşun, Civa)Sigara, hava kirliliği, diş dolguları, yiyecek ve içecekler, petrolle ve petrol ürünleri ile temas
 
EBK’ lara maruziyeti sıfırlayamayız, ancak nasıl engel oluruz. Birkaç basit yöntem çok faydalı olacaktır. Özellikle de çocuk sahibi olmak isteyenler kadın ve erkekler için uygulaması gerekmektedir. Doktorunuzla da bu maruziyetleri azaltmak için görüşebilirsiniz. Aşağıda birkaç ipucu bulunmaktadır; 
·         Sebze ve meyveyi akan su altında yıkamak ve karbonatlı suda 10 dakika bekletmek,
·         Sebze ve meyveyi yakınlarda bildiğiniz üreticiden temin etmek, ticari tarımdan uzak durmak, pestisit, herbisit ve insektisitleri daha az almamızı sağlar,
·         İşlenmiş yiyeceklerden, hazır konservelenmiş teneke kutulardan kaçınmak (konservelerin iç yüzeyinde plastik bulunur), ambalajlı ürünlerden kaçınmak BPA alımını azaltır.
·         Katkı maddeli, koruyuculu yiyeceklerden kaçınılmalı,
·         Somon, tuna ve sardalye gibi yağlı balıkların tüketimini sınırlamalı, çünkü yağlı balıklar daha kolay ağır metal biriktirir. 
·         Satış fişlerini ellemekten kaçınmalı, yada cüzdanınızda biriktirmemeli. 
·         Yiyecekleri asla plastik bir kapla ısıtmamalı, Streç film kullanmayı bırakmalıyız. 
Bunun yerine cam veya porselen kaplarda muhafaza edilmeli. Kağıt havlu ile üzeri örtülebilir. Bu malzemeler ısıtıldığında yiyeceğin içine hemen geçiyor.  Özellikle de yağlı bir yiyecekse. Plastiğin ısınması içinde bulunan dioksinleri de açığa çıkarır. 
·         Oda spreyleri, yoğun parfüm kokuları, plasik kokuları, sigara dumanından kaçınılmalı,
·         Solunabilir kimyasalları uzaklaştırmak için evinizi düzenli bir şekilde havalandırmalı. 
·         Bahçenizde pestisit ve herbisit kullanmayın, doğal geleneksel yöntemleri tercih edin. 
·         El dezenfektanı yerine kolonya, ev temizliğinde toksinsiz kimyasal tercih etmeliyiz. 
·         Halı temizliğinde yada yapıştırıcı seçiminde,  mobilyalarda non-toksik olanları seçmeliyiz,
·         Ev boyatırken toksik olmayan, su bazlı, formaldehit bulundurmayan boyalar tercih edilmeli,
·         Sık sık yeni mobilya almaktan kaçınmalıyız, 
·         Kozmetikler, şampuanlar, saç boyası gibi bakım ürünlerinde etiket okumalı, parabensiz olanlar tercih edilmeli, 
·         Vücut şampuanı yerine doğal zeytinyağlı sabunlar tercih edilmeli. 
·         Kokulu/ parfümlü ürünlerden kaçınılmalı,
·         BPA’ sız ambalajların aslında BPS içerdiğini ve masum olmadığını, hatta BPA kadar zararlı olduğunu bilip, bu konuda uyanık olmalıyız. (BPAFree etiketine aldanmayalım)
 
Kilo vermenin etkileri ; 
 
26 obez ve fazla kilolu infertil kadında, 12 haftalık düşük glisemik indeksli ve düşük kalorili diyetle leptin hormonunda anlamlı düşme, % 85 daha fazla oosit elde edilmesi ile sonuçlandı, hatta bu takip sonucunda 3 tane canlı doğum elde edildi. (Am J Clin Nutr 2015;102:1365–72)
 
 Erkek infertilitesi
Nedeni bilinmeyen sperm anomalileri tüm vakaların % 30’ unu oluşturur. Fazla yağ dokusunun hormon üretimini bozması da bu nedenlerden biridir. Buna bağlı olarak azospermi ve oligospermi görülmesi de obez erkeklerde daha yaygındır. Erkek obez, kadın normal BKİ’ de (beden kitle indeksi) olan çiftlerde daha düşük gebelik oranları ve gebeliğin erken sonlanması (DNA fragmantationa bağlı olarak) görülmektedir. 
Erkek infertilitesi genel sağlığın bir habercisi olarak görülebilir. Örneğin anormal sperm sonuçları olan erkeklerde 20 kat daha faza testiküler kanserler görülebilmektedir. Aynı zamanda prostat kanseri içinde artmış riskleri ifade etmektedir. Bunun yanında artmış mortalite hızı ile de ilişkilendirmektedir. 
Yaş her iki cinsiyet içinde negatif bir etkiye sahiptir. 
119 sağlıklı erkekle yapılan bir çalışmada batı tarzı diyetle beslenirken, 14 hafta boyunca bir gruba da günde 60 gr (3 ceviz, 15 fındık , 15 badem ) kadar kuruyemiş tüketmeleri isteniyor. 
Sonuç olarak; sperm sayısı, canlılığı, morfolojisinde artış meydana geliyor, sperm DNA’sında düzelmeler görülüyor.(Am J Clin Nutr 2018;108:953–962. Printed in USA. © 2018 American Society for Nutrition. )
 

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

error: Content is protected !!